Stoacılık, milattan önce üçüncü yüzyılda Atina’da Zenon tarafından kurulan ve daha sonra Roma döneminde Seneca, Epiktetos ve Marcus Aurelius gibi isimlerle yaygınlaşan bir felsefe okuludur. Bugün “stoacı” kelimesi çoğu zaman duygularını bastıran, her şeye kayıtsız kalan biri için kullanılsa da okulun asıl öğretisi bundan farklıdır. Stoacılar duyguları yok saymayı değil, onları doğuran yargıları fark etmeyi ve sorgulamayı önerir.
Kontrol Ayrımı
Epiktetos’un en çok bilinen fikri, şeyleri ikiye ayırmaktır: bizim elimizde olanlar ve olmayanlar. Düşüncelerimiz, değerlerimiz ve tepkilerimiz belli ölçüde bizim alanımızdadır; başkalarının davranışları, ekonomik koşullar, hava durumu ya da trafik ise değildir. Stres çoğu zaman kontrol edemediğimiz şeyleri kontrol etmeye çalışırken yoğunlaşır. Bu ayrımı yapmak, enerjiyi gerçekten etki edilebilecek alanlara yönlendirmeye yardımcı olabilir.
Günlük Hayatta Bir Örnek
Eskişehir Yolu’nda sabah trafiğinde sıkışan biri, trafiğin kendisini değiştiremez; ancak bu süreyi nasıl değerlendireceğine, toplantıya geç kalacağını nasıl bildireceğine ve bir dahaki sefere nasıl plan yapacağına karar verebilir. Bu bakış, sorunu küçümsemek değil, dikkati çözülebilir kısma çevirmektir.
Yargıların Rolü ve Modern Terapi
Stoacıların olayların kendisi ile olaylar hakkındaki yorumlarımız arasında yaptığı ayrım, yirminci yüzyılda geliştirilen bilişsel terapilerin kurucuları tarafından açıkça kaynak olarak anılmıştır. Bu bağlantıyı ayrıntılı biçimde bilişsel davranışçı terapi ve felsefe sayfasında bulabilirsiniz. Stoacı pratiklerden biri olan akşam değerlendirmesi, yani günün sonunda neyin iyi gittiğini ve neyin farklı yapılabileceğini düşünmek, günümüzde günlük tutma alışkanlığına benzer.
- Bir durumu yaşarken “bunun hangi kısmı benim elimde?” diye sormak
- Olası zorlukları önceden zihinde canlandırarak hazırlıklı olmak
- Gün sonunda kısa bir değerlendirme yazmak
- Bir düşüncenin gerçek mi yoksa yorum mu olduğunu ayırt etmeye çalışmak
Sınırlar ve Dikkat Edilmesi Gerekenler
Stoacı fikirler herkes için yararlı bir düşünme çerçevesi sunabilir; ancak bu fikirler bir tedavi yöntemi değildir. Uzun süredir devam eden yoğun kaygı, uyku bozukluğu, çökkünlük ya da işlevsellikte belirgin düşüş varsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmak gerekir. Hangi uzmana gidileceğini merak ediyorsanız Çankaya’da psikolog seçimi yazısı yol gösterebilir. Ayrıca “duygularını bastır” şeklinde yanlış anlaşılan bir stoacılık, kişinin yardım istemesini geciktirebilir; duyguları kabul etmeyi öneren farkındalık ve meditasyon pratikleriyle birlikte düşünmek daha dengeli bir bakış sağlayabilir.